2017’den beri Hollanda’da yaşıyoruz. Sürekli olarak yurtdışına yerleşme ile ilgili hem yakın çevremizden, hem de bizi sosyal medyada takip edenlerden sorular alıyoruz. Hollanda’da yaşamakla ilgili en çok karşılaştığımız sorular, neden gittiniz, ne gibi problemlerle karşılaştınız, tavsiye eder misiniz oluyor genelde. Kendi hikayemizi, iş bulma yöntemimizi elimizden geldiğince anlatmaya çalıştık, çalışıyoruz da. Fakat bizim hikayemiz, adı üstünde bizim.

Herkesin, sorularına cevap bulabilmesi için, farklı kişilerin gözünden konuyu incelemek istedik. Aldığımız sorular ve kendi tecrübelerimizden yola çıkarak, yakın zamanda yurtdışına yerleşmiş farklı kişilerden bu sorulara cevaplar vermelerini istedik. Yurtdışına yerleşme yöntemleri, karşılaştıkları olumlu olumsuz durumlar, geçmişi de değerlendirip geleceğe dair planlarını, kendi ağızlarından dinlemek istiyoruz. Amacımız, benzerlik ve bağ kurabileceğiniz ortak noktalara sahip insanların hikayesini aktarıp, karar aşamasında kafanızda oluşan sorulara cevap bulabilmenize yardımcı olmak.

Bu röportajımızın konuğu Hollanda’dan Erdem ve Tanıl çifti. Buyrun Hollanda hikayesinin çıkış noktasını, hep birlikte kendilerinden dinleyelim.

UH: Arkadaşlar merhabalar, tabii ki ilk sorumuz öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Erdem: Ben Erdem. Türkçe öğretmeniyim. Türkiye’de 13 yıl devlette öğretmenlik yaptıktan sonra 2 sene önce, 2 çocuğumuzla beraber Hollanda’ya taşındık. Burada da Hollandalı Türk çocuklarına bir enstitü altında Türkçe dersi veriyorum. Tanıl’ın işi sebebiyle geldik. İlk sene ücretsiz izin alıp Hollanda’yı gözlemleyip, buranın bizim ve çocuklarımız için yaşamak istediğimiz yer olduğuna kanaat getirince, istifa ettim.

Tanıl: Ben de bilgisayar mühendisiyim. Türkiye’de 14 sene çalıştıktan sonra buraya gelme kararı verdik. Kolay bir karar olmadı. Ama her türlü açıdan bunun doğru karar olduğunu düşündük.

UH: Anladığımız kadarıyla herkes mutlu. Peki yurtdışına yerleşme fikri ilk olarak nasıl ortaya çıktı?

Erdem: Aslında eskiden beri aklımızdaydı. Amerika’ya taşınsak mı, Norveç’te yaşasak mı diye büyük kızımızın küçüklüğünden beri düşünüyorduk. Yani en az 10 senedir var. Ama hep bir şeyleri bahane ediyorduk. Sonrasında Türkiye’de belirsizliğinin zirve yapmasıyla özellikle çocuklar için bu kararı verdik. Tanıl zaten Türkiye’de Hollandalı bir firmaya home office olarak çalışıyordu. O anlamda kolay oldu gelişimiz.

Tanıl: Bizim durumumuz iş arayarak gelmediğimiz için aslında farklı oldu.

UH: Peki çocuk olmasa gelir miydiniz?

Erdem & Tanıl: Gelirdik!

Erdem: Ama çocuklar tabii ki çok belirleyici oldu. En basitinden iki çocuğun özel okul parasına gerçekten çok ciddi bir para veriyorduk ki biri daha ana okulundaydı. Çocukları okutmak bile çok çok zorluydu.

UH: Çocuğu olan birçok kişiden benzer şeyler duyuyoruz. Siz o zaman farklı ülkelerde çok arayışa girmediniz Tanıl’ın işi sayesinde değil mi?

Erdem: Evet girmedik pek. Amerika seçeneği vardı. Ama Hollanda Türkiye’ye çok daha yakın. Amerika’da olsak o tam bir gurbet gibi..Daha ürkütücüydü. Ailelerden de çok uzaklaşmadan Hollanda için çok daha rahat karar verdik.

UH: İyi ki de gelmişsiniz. Peki iş için ekstra bir çaba sarf etmeniz gerekti mi?

Erdem: Ben diploma denkliğimi aldım ama Türkçe öğretmeni olarak aldım. Hollanda’da eskiden Türk öğrencilere yönelik Türkçe dersler varmış. Maalesef onlar birkaç sene önce kaldırılmış. O yüzden benim diplomam burada resmi olarak çalışmam için geçerli olmadı branşım gereği. NT2 denen Hollandaca sınavını geçmem ve akıcı bir şekilde Hollandaca konuşmam lazım burada mesleğimi yapabilmek için. Ekstra alacağım eğitimlerle farklı alanlarda öğretmenlik yapma şansım var. Şu an hali hazırda dil kursuna devam ediyorum.

Tanıl: Ben zaten mühendis olduğum için ekstra birşey yapmama gerek kalmadı. Diploma bile sormadılar:)

UH: Bize de soran olmadı. CV’de yazan her şeye inandılar. Peki Türkiye ile kıyasladığınızda burada sizi en çok ne zorladı?

Erdem: Beni en çok Hollandaca zorladı. Kendini gerçekten zorlamak gerekiyor. Çok da zor bir dil İngilizceye göre.

Tanıl: Hollandaca cidden zorladı. İlk geldiğimizde her şeyin yeni olması zorladı. Markete gidiyorsun. Hangi sütü alacağını bilmiyorsun. O yeni sisteme alışmak çok zorlamıştı.

UH: Ne değişirdi hayatınızda dil konusunu halletmiş olsaydınız?

Erdem: Sosyal çevremiz genişleyebilirdi. Komşularla sohbetler kısır kalıyor. Hollandalılara karşı da sosyal anlamda daha girişken olabilirdik. Bir de ilk geldiğimizde büyük kızımız ilkokul 3’ü bitirmişti. Buraya gelince dil okuluna başladı. Hiç bilmedikleri bir ülkede, hiç bilmedikleri bir dille, yeni bir okula başladılar. Okuldan üzgün geldiğinde biz de çok üzülüyorduk. Küçük kızımız da bu sıkıntıları daha az yaşadık diyebilirim. Aileden, sosyal çevreden ayrılmak onlar için ilk başta çok kolay olmadı.

UH: Peki genel anlamda kolay adapte oldular mı?

Erdem: Kesinlikle çok hızlı adapte oldular. Boşuna endişelenmişiz. Anne baba ne yaşıyorsa çocuk da onu yaşıyor bence. Aile eğer Türkiye hasreti çekiyorsa bu mutlaka çocuklara da yansıyor. Biz Türkiye’yi çok seviyoruz, ama normal zamanlarda istediğimiz zaman gidebildiğimiz içim hasretle yaşamıyoruz. Bu yüzden çocuklar da çok kolay alıştılar.

UH: İlk tepkileri nasıl oldu?

Tanıl: Onu hatırlamıyoruz ama okulda bir kutlama yapmıştık. “Artık Türkiye’de okul hayatınız bitti” olayını anlasınlar diye. Pasta yaptırıp bir parti yapmıştık. Bu sayede net bir şekilde anlamış oldular. Arkadaşlarıyla vedalaşabildiler. Dolayısıyla daha rahat yeni bir sayfa açabildiler. Okuldan da aldığımız tavsiyeler bu yöndeydi.

UH: Çok güzel fikirmiş. Okuyan anne babalara da güzel fikir oldu bu bizce.

Erdem: Bir de Türkiye’ye sürekli geleceğiz, aileyle, arkadaşlarınızda irtibat halinde olacağız diye de söz vererek geldik. İlk yıl bu yüzden sık sık Türkiye’ye gittik. Çocuklar da bunu görünce rahatladılar. Bir de kedi almaya söz vermiştik. O sözümüzde de durduk:)

UH: Peki Hollanda’nın en sevdiğiniz yönleri neler? Hollanda’ya taşınınca hayatınızda neler değişti?

Erdem: Doğası! Aşığım resmen. Kuş sesleri duyabilmek, evden çıkınca bir gölete gidebilmek..Türkiye’de bir site içinde 8. kattaydı evimiz. Burada müstakil bir evdeyiz. Bu anlamda doğaya yakın olabilmeyi çok sevdik.

Çok çocuk odaklı bir ülke burası. Okul eğlenceli, stressiz. Çocuklar kendini çok başarılı ya da başarısız olarak görmüyor. Her çocuğun iyi olduğu alan farklı. Çocuklar burada çok mutlu.

Yaşam daha yavaş, daha sakin. Korna sesi hiç duymadık!

Tanıl: Bir de daha sistemli burası. Berbere bile randevuyla gidiyorum. 20 dakikada işimi halledip çıkabiliyorum.

Erdem: Türkiye’deki sistemsizlik bizi çok yoruyordu.

UH: Daha güvenli hissediyor musunuz burada?

Erdem: Hissediyoruz. Çocuklar tek başına bisikletle arkadaşına, okuluna gidebiliyor. Türkiye’de bunu hayal bile edemezdik.

Tanıl: İzmir’den geliyoruz ve doğadan kopuk yaşıyorduk. Burada onu yıkmak epey büyük bir değişiklik oldu.

UH: Peki neyi sevmiyorsunuz burada? (Bu soruda çok zorlandılar. Uzun süre akıllarına bir şey gelmedi:))

Erdem: Türkiye’deki sağlık sistemine daha çok güveniyorum. Bir yerin ağrıyınca doktora rahatlıkla gidebilmeyi özlüyorum. Bir de burada zamanında teşhis konulabileceğine pek inanmıyorum. Rutin kontrollerin arası uzun. Bu yüzden tatillerde Türkiye’ye gittiğimizde mutlaka bir takım kontrolleri yaptırıyoruz.

UH: Sanıyoruz birçok kişi aynı durumda. Biz de benzer şekilde mutlaka en azından tahlil yaptırıyoruz. (Ancak zorlamalarımıza rağmen çok sevmedikleri yönler bulamadılar).

UH: Tanıl iş hayatını Türkiye ile kıyasladığında ne gibi farklılar var?

Tanıl: Türkiye’de ekip yönetiyordum. Orada daha bir aile gibi oluyorsun, çok daha yakındık ekiple. Bir derdi varsa biliyorsun. Hollanda’da anlatırsa biliyorsun ve çoğu zaman anlatmıyorlar. Burada herkes çizgisini çekiyor. Alt üst ilişkisi de çok farklı. İş kültürü o anlamda çok farklı. Aslında biraz ikisinin arası olmalı. Bir derdi olduğunda ben bilmeliyim ki iş beklemeyeyim. Bilmeyince bu adamdan neden iş çıkmıyor diyebiliyorum.

Mesela burada müdürüne Cuma günü ben çıkıyorum diyebiliyorsun. Türkiye’de böyle bir şey yaptığın zaman bunun sonuçları mutlaka olur.

UH: Çok güzel noktalara değindin. Peki dil öğrenmek için ne yaptınız?

Erdem: Çocuklar ilk yıl sadece yeni gelen ve yabancı kültürlerden çocukların gittiği ve dil öğrendiği bir kursa gittiler. Orada çok profesyonel bir şekilde dil öğrendiler. Aynı yerde haftada 2 gün de ailelere ücretsiz bir kurs vardı. Ona gittim ve A2 seviyesine ulaştım. Hem de çevre edindim.

Sonrasında da üniversite mezunlarının gittiği bir kursa gittim. Aynı zamanda iyi seviyede İngilizce konuşmak da ön şarttı. Orada da B2 kurunu tamamlamak üzereyim. Çok yoğun bir kurstu. Ama öğrenmek isteyenlere de böyle bir kurs tavsiye ederim. Bunun dışında kütüphanedeki konuşma kulüplerine gittim. Çocukların arkadaşlarının aileleri, komşularımızla da her fırsatta konuşmaya çalışıyorum. Ama hedefim gönüllü bir iş bulup kendimi iyice Hollandaca konuşmaya zorlamak.

Erdem: Burada Türklerden oluşan çok güzel bir grubumuz var (Gülüyor, çünkü biz de bu grubun içindeyiz:)) Manevi açıdan birbirimize çok destek olduk ama dil konusunda birbirimizi yavaşlattık.

Tanıl: Ben çok öğrenmedim. Açıkçası önceliklendirmedim de. İşte de İngilizce konuşuyorum. Kursa da gitmedim. Bu ülkede herkes İngilizce konuşabildiği için gerek duymadım.

UH: Peki çocuklar dil konusunu kolay halledebildi mi?

Tanıl: Çocuklar çok hızlı öğreniyor gerçekten. Aksanı da çok hızlı kapıyorlar. Ama akademik olarak istenen düzeye gelebilmeleri için biz çocukları sürekli Hollandaca kitap okulamaları konusunda teşvik ediyoruz.

Erdem: Bu arada ana dil de en az bir o kadar önemli. Ana dili kuvvetli olmayan çocuklar yeni bir dil öğrenmede zorlanıyor. Ana dili iyi bilmek sınavlarda da daha başarılı olmalarını sağlıyor. Bu yüzden Türkçe kitap da okuyor büyük kızımız. Bu yüzden evde Türkçe’yi kesinlikle bırakmıyoruz. Yapılan araştırmalar da bunu destekliyor.

UH: Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musunuz? Çok övdünüz Hollanda’yı. Siz kalırsınız sanki:)

Erdem: Ege’de bir evimiz olsun. Yılın birkaç ayı orada, birkaç ayı Hollanda’da olalım. Bir ayağımız burada olsun istiyoruz yaşlandığımızda. Buradaki yaşlıların sosyal hayata katılmalarını seviyoruz. En azından kısa vadede dönmeyi düşünmüyoruz. Ama Koronavirüs yüzünden şu an gidememek bana çok zor geliyor. Bir şarkı dinlediğimde daha kolay hüzünleniyorum. Ana dilimi konuşabilmek, bildiğim şarkılarla coşabilmek, eşi dostu görebilmek her zaman çok güzel gelecektir bize.

Tanıl: Biz bir de 30’lu yaşları geçtikten sonra geldik. Alıştığımız bir kültür var. Ama kısa vadede dönmeyi düşünsek kızları Hollanda okuluna vermezdik. Belki emeklilikte döneriz.

UH: Siz kalırsınız sanki ama bakalım. Artık son sorumuza geldik. Hollanda’ya yerleşmeyi düşünenlere sizin hem çift olarak hem de ebeveyn olarak tavsiyeniz ne olur? Nelere dikkat etmeliler?

Erdem: Sosyal medyaya bakarak hızlı karar vermemelerini öneririm. İyice araştırmaları lazım. Kendilerini çok iyi analiz etmeleri gerekir. Buranın sakinliğine bile gelip alışamayanlar var. Bu süreçte çok fazla dinamik var. Aile ilişkileri, çocuklar..

Hele de çocuklar için daha da çok düşünmek lazım. Gelip 2 sene sonra memnun olmadık geri dönelim demek çocuk için çok daha zor. Geniş aile açısından da düşünmek lazım. Aile bazen geride kaldığı için baskı yapabiliyor. Böyle bir sorumluluk var mı? Ama önce anne baba tabii. Anne baba ne yaşıyorsa çocuk da sünger gibi onu çekiyor. Ama herkesin deneyimi çok farklı.

Tanıl: Türkiye’de insan gücünü satın almak çok kolay ama Hollanda’da çok zor. Bizim bilgisayar mühendisi karşı komşumuz bir gün kaldırım taşı döşedi. İkinci gün evin dış cephesini temizledi, 3. gün arabasına pasta cila yaptı. Türkiye’de bunu yapmazsın. Buraya gelince her şeyi satın alabileceklerini düşünmek yanlış olur.

Erdem: Türkiye’de çocuğu evin kapısından servis alıyordu. Okulda her türlü kursunu görüyordu. Hollanda’da çocuk olmak daha kolay ebeveyn olmak daha zor:)

Türkiye’de birçok hizmeti çok daha rahat alıyorsun. Temizlik örneğin. Burada böyle şeyler çok zor. Kendi işini kendin yapmaya hazır olacaksın. Çok zengini de bahçesiyle kendisi ilgileniyor. Bunu bilerek gelmek lazım.

Buraya eskiden gelen aileler çok zorluklar yaşamış. Çok yaşam mücadelesi vermişler. Bu yüzden Türkiye’de yapacakları tatilin hayaliyle yaşamışlar hep. Buranın nimetlerinden faydalanamamışlar. Bizim zamanımızda gelenler böyle değil. Biz Türkiye’ye de gidiyoruz. Burada da seyahat ediyoruz. Biz Türkiye’ye giderken de çok mutlu gidiyoruz, oradan dönerken de çok mutlu dönüyoruz. Bunun dengesini sağlamak, çocuklara da çok güzel bir enerji veriyor.

Tanıl: Geldikten sonra da ilk birkaç ay balayı gibi. Sonra dibi görüyorsun bir 6 ay sonra. Bir 6 ay daha geçince “Burası da iyiymiş” diyorsun. Çevremizden de duyduklarımız hep benzer tecrübeler. Gelenler de muhtemelen böyle yaşayacak.

UH: Bizde de çok benzer bir süreç olmuştu. Tabii en başta her şey yeni ama sosyal çevre yok. O oluşana kadar zor bir süreç oluyor.

Erdem: Bir de özellikle çocukların yanında Hollanda-Türkiye kıyası yapmamak lazım. Her yerde iyi ve kötü insan var.

Son olarak bence ilişki çok önemli. Çekirdek aile arasındaki iletişim fazlaysa, yabancı bir ülkeye daha hızlı adapte olabiliyorsun. Kaplumbağa gibi yuvanı her yere götürebiliyorsun. Ama ilişkide bir kopukluk varsa, üzerine yeni bir ülke çok çok daha zor olur ve o ilişki çok fazla sallanır.

UH: Biz de gelirken aynı şeyi diyorduk. Eğer ilişki sağlamsa daha da sağlamlaşıyor ya da daha fazla kopuyorsun. Ama bu testi başarıyla geçtiğimizi düşünüyoruz:) Siz de öyle:)

UH: Eklemek istediğiniz bir şey var mı? (Öncesinde de 3 kere sorduk ve eklemeler geldi:))

Erdem: Artık yeni gelenler kendine göçmen diyor. Eskiden gurbetçilik vardı. Her şey artık daha kolay. Gurbetçilik kendini ne oralı ne buralı görememek derler, biz kendimizi hem oralı hem buralı görüyoruz. Böylece arafta yaşamıyoruz. İki tarafın nimetlerinden de faydalanmak lazım. Başka da eklemek istediğim bir şey yok:)

UH: Çok teşekkür ediyoruz. Eminiz anlattıklarınız gelmek isteyenlere faydalı olacaktır.

Bu arada Erdem’in Hollanda’daki hayatlarını paylaştığı bir Instagram hesabı var. Takip etmek isterseniz şuraya tık tık.

Sevgiler!

Instagram’da bizi takip etmek isterseniz çok seviniriz.

Youtube‘da da varız. Bekleriz.

2 Comments

  1. Merhabalar Uçan Hollandalılar,
    Eşim ve 10yaş. oğlum ile Hollanda’ya taşınma ihtimali var (final round sonucunu beklemek aşamadayız). şirket Den Haag bölgesinde. onun için okulu araştırmak istiyorum. Bu yazıdan güzel bilgiler paylaşıldı, çok teşekkürler, fakat ekstra sorularım var, bu aile ile iletişim kurma şansım var mı? Sormak istediğimiz sorular:
    1. ilk geldiğinde çocuklar SCHAKELKLAS okuluna mı gitti? yoksa yabancı dil kursuna mı gittiler ? okulun/kursun ücreti ne kadar? okul saati kaça kadar? hangi kurum isim öğrenebilir miyim?
    2. Erdem bey ilk başta A2 seviyesine kadar hangi kursa gitti? haftada kaç gün bu kurs? ne kadar süre?
    3. “Sonrasında da üniversite mezunlarının gittiği bir kursa gittim B2 kuru tamamlamak için” dedi Erdem bey. bu hangi üniversite ? saat gün ücret bilgiler verebilir mi?
    Şimdilik sorularım bunlar.
    çok teşekkürler. sağlıklı günler dilerim,

    Lina Y.

    • ucanhollandalilar Reply

      Merhabalar, kusura bakmayın sorunuzu atlamışız. Biz eğitim sistemiyle ilgili çok detaylı videolar yayınladık. Öncelikle onlara göz atmanızı öneririz. Kurslar şehirden şehire göre değişiyor. Erdem Hanım bildiğimiz kadarıyla belediyenin ve kütüphanenin kurslarına gitti. Sonrasında da Saxion’daki yoğun kurslara katılıp B2 sertifikasını aldı. Saxion okulunun websitesinden detaylara bakabilirsiniz. Sevgiler.

Write A Comment

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.