2017’den beri Hollanda’da yaşıyoruz. Sürekli olarak yurtdışına yerleşme ile ilgili hem yakın çevremizden, hem de bizi sosyal medyada takip edenlerden sorular alıyoruz. Hollanda’da yaşamakla ilgili en çok karşılaştığımız sorular, neden gittiniz, ne gibi problemlerle karşılaştınız, tavsiye eder misiniz oluyor genelde. Kendi hikayemizi, iş bulma yöntemimizi elimizden geldiğince anlatmaya çalıştık, çalışıyoruz da. Fakat bizim hikayemiz, adı üstünde bizim.

Herkesin sorularına cevap bulabilmesi için, farklı kişilerin gözünden konuyu incelemek istedik. Aldığımız sorular ve kendi tecrübelerimizden yola çıkarak, yakın zamanda yurtdışına yerleşmiş farklı kişilerden bu sorulara cevaplar vermelerini istedik. Yurtdışına yerleşme yöntemleri, karşılaştıkları olumlu olumsuz durumlar, geçmişi de değerlendirip geleceğe dair planlarını, kendi ağızlarından dinlemek istiyoruz. Amacımız, benzerlik ve bağ kurabileceğiniz ortak noktalara sahip insanların hikayesini aktarıp, karar aşamasında kafanızda oluşan sorulara cevap bulabilmenize yardımcı olmak.

Bu röportajımızda konuğumuz Hollanda’dan Meltem. Buyrun Hollanda hikayesinin çıkış noktasını, hep birlikte kendisinden dinleyelim.

UH: Merhaba Meltem, bize biraz kendinden bahseder misin?

Meltem: Merhaba, ben Meltem Sendan, 35 yaşında ve evliyim. 4.5 yaşında bir Can oğlum, iki lokumcuk kedim ve 2 sene önce başladığım bir Hollanda maceram var.

UH: Yurtdışına yerleşme fikri ne zaman ortaya çıktı? Ne kadar oldu buraya geleli?

Meltem: Yaklaşık 4 sene önce yurtdışında yaşama fikri aklımıza girdi. 2 senelik bir iş arama sürecinin ardından, eşim Hollanda’dan iş teklifi aldı. O şekilde de kendimizi burada bulmuş olduk.

UH: Hollanda’yı seçmenizin özel bir sebebi var mıydı?

Meltem: İlk başta özel bir sebeple, istekle gelmedik Hollanda’ya. Öncelikli olarak İngilizce ile hayatımıza devam edebileceğimiz ülkeler ile arayışa başladık. Dubai, Amerika, Kanada gibi ülkelere başvurular yaptık. Karşımıza Hollanda fırsatı çıktı. Yaşamın kolaylığı, sosyal hayat ve iş yaşamı dengesi, Avrupa’da yer alması, sakinliği, düzeni ve güzel doğasıyla tavladı bizi.

UH: İki sene olmuş geleli. Eşimin işi için geldik dedin. Peki sen çalışıyor musun?

Meltem: Şu anda eşim çalışıyor. Marmara Üniversitesi İktisat bölümü mezunuyum. Türkiye’deki iş hayatım boyunca yönetici asistanı olarak çalıştım ve teknik bir iş yapmadım. Bu nedenle ne kadar diploma denkliğimi alsam da eğitimimin ve iş tecrübemin burada bir karşılığı yok maalesef.

UH: Yeni bir ülkeye taşınmak herkes için farklı zorluklar yaratıyor. Sizi buraya geldikten sonra zorlayan şeyler oldu mu?

Meltem: Kesinlikle ilk sırada dil sorunu var. Felemenkçe zaten başlı başına tuhaf ve zor bir dil. Bir de günlük yaşamda herkesle İngilizce konuşabilmek o kadar kolay ki yeni bir dil öğrenmek hep ikinci plana düşüyor. Bu durum her ne kadar iyi gibi görünse de ülkenin dilini öğrenme konusunda motivasyonumu kırıyor. 2 sene oldu geleli ve hala doğru düzgün bir yol alamadım dil konusunda.

Meltem: İkinci sırada ise her göçmenin yaşadığı aileden uzak olma, istediğinde ulaşamam sorunu var. Zor ya da mutlu zamanlarda ailenle fiziksel olarak yan yana olamamak zorlayıcı olabiliyor.

UH: Maalesef, yıllar geçse de düzeltemeyeceğimiz tek olay bu sanırız. Biraz da güzel noktalara değinelim. Hollanda’da yaşamanın en sevdiğin taraflarından bahsedelim.

Meltem: Saymakla bitmez sanırım, ama başlıcalarını sıralayayım. Sakin, sade ve basit yaşam. Hayat kolay, trafik yok, çocuğun mahalledeki okula bisikletle gidiyor, marketin iki adım ötede…

Meltem: Arabayı sadece uzak yerlere giderken kullanmak, her işini bisikletle halletmek, gittiğin yerde park derdi olmaksızın hareket etmek. Kısacası bisikletli yaşam.

Meltem: Buraya gelince doğaya ne kadar uzak yaşadığımızı anladım. Her köşe başında yeşillik, her sokak arasında çocuk parkı, ormanlık alanlar, yürüyüş alanları, mini mini göller. Dilediğin her an doğaya dokunabilme hissi bambaşka.

UH: Hollanda’ya taşınınca hayatınızda neler değişti?

Meltem: İstanbul’daki yaşantımıza göre çok daha sade, sakin ve dar bir hayat yaşıyoruz. Stres seviyemiz azaldı resmen. Hep dışarıdayız, doğadayız. Kuşları duyuyoruz, temiz havayı soluyoruz, mevsimleri yaşıyoruz. İstanbul’daki apartman dairemizden sonra, burada bahçeli müstakil bir evimiz oldu. Evimizin her işini kendimiz halletmeyi öğrendik, gerçek anlamda evi döndürmeyi sıfırdan öğrendik resmen. Kendi kendine yetebilme duygusu gerçekten çok güzel.

Meltem: Sosyal anlamda değişikliklere bakarsak, yalnız olma hissi çekirdek ailemizi daha güçlü bağladı. Türkiye’deyken konfor alanlarımızdan hiç çıkmadan yaşadığımızı anladık. Bu durumu aşmamız da bireysel olarak bizleri daha güçlü ve becerikli hale getirdi.

UH: Hep sizden bahsettik. Biraz da Can’dan bahsetmek ister misin? Taşınma kararına ilk tepkisi nasıl oldu?

Meltem: Hollanda’ya taşındığımızda Can 2.5 yaşındaydı, şuan 4.5 yaşında. İlk geldiğimizde yaşı çok küçük olduğu için konuyu çok anlamadı açıkçası.

UH: Peki kolay bir adaptasyon süreci geçirdi diyebilir miyiz?

Meltem: Çocukların yetişkinlere göre daha kolay adapte oldukları söyleniyor hep. Genel anlamda bakınca öyle, ama çocukların adaptasyon süreçleri daha ilmek ilmek işleniyor her gün. Misal Can 3 yaşında burada anaokuluna ilk başladığında çok zorlandı. Su istese anlatamıyor, tuvalete gitmesi gerekse söyleyemiyor, etrafında konuşulan tek kelimeyi bile anlamıyor okulda. Bir çocuk için yaşı ne olursa olsun zor bir süreç. Her gün yeni bir adımla, her gün yeni bir zorluk ve çözümle ilerliyor süreç. Şuan 1. Sınıfa gidiyor ama hala dil sorunları, sosyal sorunlar yaşıyoruz her gün.

UH: Dil konusu çok zorladı mı Can’ı? Herkes çocukların bu konudaki becerisini övüyor bize.

Meltem: Çocukların dil öğrenme becerileri çok çok yüksek. Bir defa duyduğu kelimeyi unutmuyor asla. Cümleleri kalıp olarak ezberliyor, telaffuzları taklit yeteneği de çok yüksek. Ancak bir yandan da dil konusu öyle çok dallı bir ağaç ki zamanla, adım adım ilerliyor sıfırdan başlandığı için. Sonuçta yaşı çok küçük olduğu için Türkçe’yi de yeni öğreniyor Felemenkçe ile birlikte.

UH: Can Felemekçe öğrenmek için ilk geldiğinizde ekstra bir eğitim aldı mı?

Meltem: Çocukların dil öğrenebilmesi için, okul öncesi dil okuluna gitme şansı var. Ama bölgemizdeki okulla görüştüğümüzde, buna gerek olmadığını söylediler. Biz de normal ilkokula başlattık. Günlük hayatta dile maruz kala kala öğreniyor.

Meltem: Okul dışında haftada iki gün konuşma terapisine gidiyor, bol bol Hollandaca çizgi film izliyor. Dil konusunda maalesef ki biz yardımcı olamıyoruz, düşe kalka kendisi öğreniyor tam anlamıyla.

UH: Eğitim sistemini Türkiye ile karşılaştırdığında gördüğün ilk farklar neler? Artıları eksileri neler kısaca bahsedebilir misin?

Meltem: En başta eğitim tamamen ücretsiz. Çocukların hepsi eşit şartlarda, eşit imkanlarla okuyorlar. Bütün çocuklar mahallelerindeki okullara gidiyorlar, okul arkadaşları aynı mahallelerindeki komşuları oluyor. Bu da topluluk, mahalle bilincini çok geliştiren bir durum. Okulda öğretmenler kesinlikle daha katı ve disiplinli. Ancak bir yandan da çok ilgili ve eşit davranıyorlar çocuklara. Bu denge çok iyi korunuyor.

Meltem: Çocukların dersleri bol oyunlu, eğitim baskısı yok, çocuktan aşırı beklenti ve hırs yok. Bu sayede çocuklar için okul bir stres kaynağı haline gelmiyor.

Meltem: Ayrıca benim çok hoşuma giden bir uygulamadan da bahsetmek istiyorum. Oğlumun okulunda eğer bir çocuk çevre seslerden konsantrasyon eksikliği yaşıyorsa özel kulaklıkla çalışması yaptırılıyor, bir çocuk dijital olarak daha iyi öğrenebiliyorsa ona tablet destekli eğitim veriliyor, başka bir çocuk grup çalışmalarıyla daha iyi öğreniyorsa ona grup çalışmalarına ağırlık veriyorlar. Yani çocukların öğrenme biçimleri etkin olarak analiz edilip, o yönde özelleştiriliyor. Tek tip bir eğitimle herkes alabildiğini alsın anlayışı yerine, fırsat eşitliğini koruyabilmek adına bu uygulamalar çok önemli.

UH: Kesinlikle harika bir uygulama. Peki uzun veya kısa vadede Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musunuz?

Meltem: Aksi olmazsa dönmeyi düşünmüyoruz. Hem biz eşimle aile olarak buradaki hayatımızdan ve imkanlarımızdan memnunuz, hem de oğlumuz buraya çok küçük yaşta geldiği için onun gelişimi ve geleceği için buradaki sistemde kalmamızın çok daha uygun olduğunu düşünüyoruz.

UH: Bir çok farklı ülkeye başvuru yapıp, sonunda yurtdışına yerleşmiş birisi olarak, aynı yolu izlemek isteyenlere tavsiyen var mı?

Meltem: Her şeyden önce açık fikirli olmak, konfor alanından çıkmayı göze almak çok önemli. Yurtdışında yaşamanın görünmeyen zorluklarını, vazgeçilecek büyük kalemleri de yoksaymadan gerçekçi karar vermek gerekiyor. Fotoğraflarda görülen ya da turist olarak tatlı tatlı gidilen bir yerde yaşamak, çok daha farklı bir tecrübe. Pembe gözlükleri çıkartmak gerek, aksi halde ileride pişmanlıklar gelebiliyor. Kısacası kararı verirken her noktasını ayrı düşünüp, iyi araştırmak gerekiyor.

Meltem: Bir de çift olarak gelenlerin, aralarındaki ilişkinin sağlamlığından emin olması gerekiyor. Normalde Türkiye’de iş hayatı, sosyal yaşam, trafikte geçen zaman derken eşinizi günde belki birkaç saat görüyorsunuz. Ayrı vakit geçirebileceğiniz bir çevreniz var. Buraya gelince aylar boyunca başbaşa kalınıyor. Hepsinin dışında bambaşka yaşamsal problemlerle de karşı karşıya kalıyorsunuz. O yüzden hali hazırda sorunlu bir ilişkiyle bu kararı almak delilik bence. Eğer ilişkiniz sağlamsa, yurtdışında yaşama deneyimi kesinlikle bu ikili ilişkiyi başka bir boyuta getirip daha da kuvvetlendiriyor.

UH: Çok teşekkür ederiz Meltem. Hollanda yaşamınızda başarılar diliyoruz. Can’ı da bol bol öpüyoruz:)

Sevgiler!

Instagram’da bizi takip etmek isterseniz çok seviniriz. Ayrıca Meltem de Instagram‘da Hollanda’daki yaşamlarından harika anılar paylaşıyor.

Youtube‘da da varız. Bekleriz.

1 Comment

  1. Gizem elif Reply

    Merhaba, hollanda ya 3 ay çalışmak için gitmiştim. Biriyle tanıştım kendisi hollanda vatandaşı. Birlikte yaşamayı/evlenmeyi düşünüyoruz. Oturma izni alırken talep edilen belgeleri ve şartları öğrenebilir miyim?

Write A Comment

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.