Ayağımızın tozuyla, Portekiz’den döner dönmez Lizbon rehberine girişmek istedik. Çünkü, çok mutlu bir şekilde döndük. Hemen her şeyi paylaşmak istiyoruz.

2 senedir ha gidelim, ha gideceğiz derken Eylül 2019’da Lizbon’a ayak basabildik. Gitmeden önce beklentimiz neydi merak ediyorsanız, sizi bu videoya alalım.

Portekiz’i hakkını vererek gezmek haftalar alır sanırım. İlerde farklı yerlerini keşfetme planlarımız var. Ama yeme içme, şehir hayatı, gezilip görülecek yerler, insanların sıcaklığı tekrar buraya dönmemiz için sadece birkaç sebep.

lizbon kapılar

7 tepenin üzerine kurulmuş olması, nehir kenarındaki mekanları, insanların sıcaklığı ile bize İstanbul’u; kırmızı 25 Nisan Köprüsü, tramvayları ve yokuşlarıyla San Francisco’yu çağrıştırdı.

Şehirden geçen Tagus Nehri adeta bir deniz gibi. Haritaya bakmazsanız deniz olduğunu sanmanız çok normal. Ayrıca yaklaşık 1000km uzunluğu ile İber Yarımadası’nın en uzun nehri. Bu bilgi işinize ne derece yarar bilmiyoruz:)

Neden daha önce bir türlü planlamayadık bilmiyoruz ama Lizbon’a ve Portekiz’in farklı noktalarına tekrar gideceğimiz kesin. Biz burayı çok sevdik. Keyifli okumalar!

Ne zaman gidilir?

Anladığımız üzere Lizbon’un iklimi biraz İstanbul gibi. Aralık-Ocak-Şubat özellikle soğuk aylar. Ama bu gitmeniz için asla bir engel değil. Ama, özellikle denize ya da Lizbon gibi “Bu nehir mi ya bizi yiyiyorlar deniz bu!” dediğimiz şehirlere güzel havalarda gitmeyi daha çok seviyoruz. Şehrin havası bir başka oluyor. Bizce en güzel zaman Eylül. Çünkü biz gittik:) Nispeten kalabalık azdı, hava hala sıcaktı. Özellikle bizim gibi Hollanda’da yaşayanlar olarak ilaç gibi geldi 12-13 derecelerden 30’lara ışınlanmak. Uzun lafın kısası soğuk aylar dışında planlama yapmak daha iyi.

Ne kadar kalınır?

Gezme temponuza ve tarzınıza bağlı olarak 2-3 gün. Biz sabah çoook erken uyanıp güne başladığımızdan görmek istediğimiz çoğu yeri gördük. Sintra ile birleştirecekseniz 3-4 gün. Sintra’yı ayrı bir yazıda anlatıyor olacağız.

Nerede kalınır?

Biz şehrin “Old Town” olarak bilinen kısmı, Alfama bölgesinde şu evde kaldık. Çok da sevdik burayı. Aşağıda daha detaylı bahsedeceğiz.

Lizbon Hakkında bir takım pratik bilgiler

Vize: Schengen, Para Birimi: Euro, Dil: Portekizce

Lizbon ucuz mu?

Diğer batı Avrupa şehirleriyle kıyaslandığında çok daha ucuz. Örneğin 70 cent’e espresso, 2€’ya da restoranda büyük şişe su aldık. Bu anlamda da Lizbon’u çok sevdik.

Ulaşım

Havalanından Şehir Merkezine Ulaşım

Ev sahibinin bize defaaten önerdiği yöntem Uber idi. Biz bunu kullandık.

Diğer bir yöntem Aero Bus adı verilen otobüsleri kullanmak. Her 20 dakikada bir kalkıyor. Merkeze ulaştıran iki hat var. Havaalanından çıkınca yeşil otobüsleri göreceksiniz. Kişi başı tek yön 3.6 €, gidiş geliş 5.4 €. Lizbon’dan dönecekseniz gidiş-dönüş almak çok daha mantıklı. Ayrıca metro ile de merkeze gidebilirsiniz. Ancak hem bütçe avantajı sağlamıyor hem de daha uzun zaman alıyor.

Şehir içi Ulaşım

Lizbon yaya olarak gezilebilecek bir şehir değil. İnişler, yokuşlar çok. Kesinlikle bir araca ihtiyaç duyacaksınız.

Eğer vaktiniz kısıtlı ve de bütçeniz elverişli ise Uber en güzel çözüm. Taksiden 2-3 kat daha ucuz. Hem de sistem çok iyi çalışıyor. Biz sayesinde epey zaman kazandık. Araç çağırdıktan sonra en fazla 5 dakika içerisinde belirttiğiniz noktaya bir Uber aracı geliyor.

Eğer müze, manastır gibi giriş ücreti olan yerleri gezecekseniz ise Lisbon Card alabilirsiniz. Bu sayede aldığınız süre boyunca her türlü toplu taşımayı ücretsiz kullanıp, gezeceğiniz yerlere de ya ücretsiz ya da indirimli olarak girebilirsiniz. 24 saat 20 €, 48 saat 34 € ve 72 saat 42 €. Detaylı bilgi burada.

Bu arada tramvay ve füniküler sistemleri birbiriyle karıştırmanız olası. Her ne kadar tramvay gibi görünse de Bica, Gloria ve Lavra hatları birer füniküler sistemi. Onun dışında kalan 12, 28 ve diğer numaralı hatlar ise tramvay. Özellikle ikonik 28 numaralı hattı kullanmak isterseniz Martim Monitz meydanında yer alan duraktan uzak durmanızı tavsiye ederiz. Çünkü bu durakta oldukça uzun turist sıraları olabiliyor. Alfama tarafında yer alan katedralin önündeki durak güzel bir alternatif olacaktır. Hem katedrali gezip, hem de tramvaya rahatlıkla binebilirsiniz.

Bir de şehri tuk tuklar sarmış durumda. Burada nasıl bu kadar yayıldı hiç bilmiyoruz. 6 kişilik ve 1.5 saat kadar süren turlar 80 € civarında. Bizce çok gereksiz. Ayrıca yayalar için çok rahatsız edici olduklarını düşünüyoruz.

Lizbon Bölgeler

Planlamayı yaparken belki şehri bölgelere ayırmak ve bu bölgeler hakkında azıcık bilgiler vermek faydalı olur.

Alfama

Burası şehrin en eski kısmı. Portekiz’de 1755’te çok büyük bir deprem, (8.5-9.0 civarı olduğu tahmin ediliyor) ve ardından da tsunami olmuş. Şehrin üçte biri hayatını kaybetmiş. Şehir yerle bir olmuş. Ancak Alfama bölgesi bu doğal afetten sağ çıkmış. Bu sebeple Alfama bölgesinde çok sayıda kilise göreceksiniz. Şükürlerini sunabilmek için her fırsatta kilise yapmışlar.

Daracık sokakları, minik minik restoranları ile oldukça keyifli bir bölge. Bu mekanların arasında gezmek dolaşmak oldukça keyifli. Ama bir şeyler yemek içmek için başka yerler önereceğiz. Biz burada kaldığımız için de çok memnun olduk.

Lizbon Alfama

Cais Do Sodre

Gönlümüzün efendisi Ponto Final’e giden vapurun kalktığı iskele. Ayrıca aynı iskeleden Cascais bölgesine giden trenler de kalkmakta. Timeout Market, Praça do Comercio (Ticaret Meydanı), ünlü Pembe Sokak (R. Nova do Carvalho) bu bölgede.

Bairro Alto

Burası gece hayatının kalbinin attığı yer. Akşam takılmayı seviyorsanız bu bölgeye gelin ve sokaktaki kalabalığa karışın. Aynı zamanda Lizbon’un internetteki fotoğraflarından gördüğünüz sarı fünikülerli fotoğraf da bu bölgede bulunan Bica Sokağı’nda çekiliyor.

Belém

Şehrin simgelerinden, İstanbul’un Kız Kulesi’ni de andıran Belém Kulesi’nin da yer aldığı bölge. Bu bölgenin önemi aşağıda da bahsedeceğimiz Jeronimos Manastırı, Kaşifler Anıtı gibi eserlere ve Jardim Botânico Tropical’a ev sahipliği yapması. Bunun dışında akşam saatleri için çok büyük bir vaadi bulunmuyor.

Gezilecek Yerler

Belém Kulesi

Kaşiflerin başkenti Lizbon’da ilk görülmesi gereken yer bizce Belém Kulesi. Hem denizcilere selam çakması, hem de o dönemden geriye kalan ender eserlerden olması sebebiyle oldukça önemli. Biz içine girmedik. Çünkü dışardan izlemesi daha çok keyif veriyor. Kule mimarisinde, her noktada halat şeklinde ilerleyen süslemeler kullanıldığını gözden kaçırmayın. Şehrin geri kalanında bunu tekrar tekrar göreceksiniz. Boşuna demedik kaşif ülkesi diye. Kaşiflere saygılarını her fırsatta göstermişler.

Lizbon Belem Kulesi dışardan görünüş

6 € vererek içini kuleyi gezebilirsiniz. Ancak Pazartesi günleri kapalı olduğunu unutmayın. Kuleyi ziyaret etmek için açılış veya kapanış saati civarını tercih etmenizi öneririz. Özellikle turist grupları açılış saatinden 1-1.5 saat sonra mekanı tümüyle dolduruyor.

Jerónimos Manastırı

Lizbon’da tekrar görmek isteyeceğin yer neresi diye soracak olursanız, oyumuz doğrudan manastıra gidecektir. Gotik, İslami, Rönesans mimarisini kaşifler döneminin esintileriyle birleştirip ortaya sadece sözlerle anlatmanın yetmeyeceği bir eser çıkartmışlar. Hindistan, Brezilya gibi keşiflerden elde edilen gelirin %5’i manastırın inşaatına harcanmış dersek, nasıl bir hazineyi göreceğinizi daha rahat hayal edebilirsiniz.

Jeronimos Manastırının içi

Manastır giriş ücreti 10 €, ama bunu hemen yanda yer alan Arkeoloji Müzesi ile birleştirirseniz ücret 12 €. Tabi Lisbon Card ile ücretsiz olduğunu atlamayalım. Bizce müzeyi de gezmelisiniz. Manastırın büyük bölümü müzeye devredilmiş. O sebeple müzeyi gezmezseniz, manastırın oldukça ufak bir kısmını görüyor olacaksınız.

Yine de en ucuza gezme yöntemi, manastırın ön tarafında yer alan Santa Maria de Belem Kilise’sini gezebilirsiniz. En azından bahsettiğimiz mimarinin ufak da olsa bir kesitini görme şansı elde edeceksiniz.

Kaşifler Anıtı

Bölgedeki en yeni eser bu anıt. Hikayesi biraz Eyfel Kulesi’ni andırıyor. 1939’da geçici olarak keşifleri hatırlatması için yapılan bir anıt. Ancak, plana uygun şekilde 4 yıl sonra gerçekten yıkılmış.

1958 yılında ise dönemin hükümeti, keşiflerin yapılmasını sağlamış olan Portekiz prensi Henry “The Navigator”ın 500. ölüm yıldönümü şerefine anıtı tekrar yapma kararı almış. Orijinal eser ile arasında ufak bir fark var. Yenisi bir miktar daha büyük. Şehri ve Belém Kulesi’ni yukardan izlemek için güzel noktalardan birisi. Tırmanıp gözlem noktasına çıkmanın ücreti 6 €.

kaşifler anıtı

Önünde, yerde bulunan dünya haritasından da Portekiz’in hangi yıl nereleri keşfettiğini görebilirsiniz.

Ülke zamanında o kadar çok keşif yapmış ki, şehrin birçok yerinde bunların izlerine rastlamak mümkün.

Jardim Botânico Tropical

Parkları çok seven Uçan Hollandalılar’ı derinden üzen bir yer oldu burası. Çünkü içeride yapılan çalışmalar sebebiyle gittiğimiz dönemde kapalıydı. Gitmeyi planlıyorsanız mutlaka öncesinde kontrol edin.

Jardim Botânico Tropical  ağaç fotoğrafı
Photo credit: Paola Farrera

Bica Street

Şehirde yer alan ünlü sarı füniküler bu sokakta yer alıyor. Sokağın Portekizce ismi Rua da Bica de Duarte Belo. Bica Füniküleri gün boyu turistleri, bu fazlasıyla dik yokuştan yukarı taşırken, bir yandan da oldukça ikonik görüntüler ortaya çıkarıyor. Dimdik bir yokuşun ucundan hem nehri, hem sarı tramvayları izlemek oldukça keyifli. Fotoğraf kısmı ile ilgilenenler için ufak bir ipucumuz var. Eğer, sabah 6.30-7.00 gibi bu sokağa giderseniz, orada bekleyen boş füniküler size aitmiş gibi dilediğiniz pozları çekebilirsiniz. Gecikmeniz halinde ise, turist kalabağında şansınızı denemek zorunda kalıyorsunuz.

bica sokağı sarı füniküler

Santa Justa Asansörü

1800’ün sonlarında yokuşları aşmak için zamanında dikey asansörler de yapılmış. Bunlardan geriye sadece Santa Justa kalmış. Günümüzde yolları kısaltmak için kullanılmıyor tabi. Asansörün tepesine çıkıp şehri panoramik olarak izleyebilirsiniz. Ancak kişi başı 5.3 €‘luk ücreti ile biraz canımızı sıkmadı değil. Yukarıda dilediğiniz kadar kalabilseniz de ufak bir alan ve oturacak yer de olmadığı için geçirebileceğiniz vakit haliyle kısıtlı. Sizin de canınız sıkılmasın diye ufak bir tüyo verelim. Carmo Convent’in hemen yanında duran Bellalisa Elevador isimli restorandan asansörün tepesine ücretsiz geçiş bulunuyor. Restoran müşterisi olmanıza da gerek yok. Asansörün merdivenle çıkılan son katına çıkamasanız da aynı manzarayı birkaç metre aşağıdan ücretsiz bir şekilde izlemek de aynı şekilde keyifli.

santa justa asansörünün tepesinden manzara

The Pink Street – R. Nova do Carvalho

Pembe, sarı ve mavinin en güzel tonlarının bir araya geldiği oldukça güzel bir sokak burası. Bairro Alto bölgesi dışında kalmasına rağmen, eğlencenin kalbinin attığı yerlerden birisi. Aslında oldukça klasik bir de dönüşüm hikayesine sahip. 2011’e kadar oldukça da kötü ve haklı bir üne sahipmiş. Çünkü, denizciler, yan kesiciler, hırsızlar ve hayat kadınlarının buluşma yeriymiş. Bir nevi Amsterdam için Red Light ne ise, bu sokak Lisbon için o anlamı taşıyor. Zaten, Red Light da benzer bir dönüşümün ayak seslerini duymaya başladı. 2011’de verilen karar ile bölgedeki tüm eğlence mekanları kapatılıp yerlerine daha nezih mekanlar açılmış. Eğlenmek için değil de sadece fotoğraf için gidecekseniz klasik önerimizi tekrarlayalım. Sabah erken saatte gidin.

pembe sokak

Plaça do Comercio

Avrupa’da yer alan en büyük meydanlardan birisi. Vaktiyle şehre dönen denizcilerin mallarını indirdikleri liman bu meydanda yer alıyormuş. Gemilerden inen mallar da doğrudan burada satılırmış. O sebeple Ticaret Meydanı adı verilmiş. Şu anda ayakta olmasa da kralın sarayı bu meydanda yer alıyormuş. 1755’teki büyük depremde yıkılmış. Deprem sonrası şehrin yeniden kurulması emrini veren de yine aynı kral. Kendisini meydanın ortasında atının üstünde görebilirsiniz.

Meydanın bir ucu deniz, diğer ucu da alışveriş caddesi de olan Rua Augusta. Etrafında ise bakanlıklar yer alıyor. İlgi çekici olabilecek bir müze olan bira müzesi de yine bu meydanda yer almakta.

ticaret meydanı

Arco da Rua Augusta

Ticaret Meydanı ile alışveriş caddesini birbirine bağlayan noktada, yine büyük deprem sonrası anma amaçlı bu tak yapılmış. Takın tepesinde zaferi simgeleyen bir tanrıça heykeli yer alıyor. Sağ tarafında şehrin yeniden yapılmasını sağlayan Markiz Pombal ve sol tarafında ise ünlü kaşif Vasco de Gama (Vaşko diye okunuyormuş) yer alıyor. 3.6 € karşılığında takın tepesine çıkıp panoramik bir Lizbon görüntüsü izleyebilirsiniz.

Arco da Rua Augusta önünde fotoğraf

Sé Katedrali

Arco da Rua Augusta’ya oldukça yakın olan Sé Katedrali Lizbon’un en eski kilisesi. Gotik mimariye sahip olan kiliseye şöyle bir göz gezdirirsiniz. Biz çok farklı bulmadık açıkçası.

Lizbon se katedrali dışardan görünüm

Igreja de São Domingos

Yine mi kilise diyorsanız şimdiden uyaralım. Şimdiye kadar gördüğümüz en ilginç kiliselerden birisi. Aslında tarihi olarak oldukça önemli. Kralların vaftiz edildiği bir kilise. Ama aynı zamanda lanetlenmiş bir kilise. İçeri adım attığınız anda neden lanetli diye anıldığını anlayacaksınız. Sürprizi kaçırmak istemediğimiz için, ne ile karşılaşacağınızı anlatmayalım. Ama mutlaka en azından 5 dakikanızı ayırıp burayı ziyaret edin. Giriş ücretsiz.

Igreja de São Domingos içerden görünüm

Castelo de Sao Jorge

Dolaşırken Alfama’nın tepesinde bir kale göreceksiniz. İşte orası ünlü Sao Jorge kalesi. Şehirde görülecek onlarca yer varken, kaleyi gezme ihtiyacı hissetmedik. Yine de gezmek isterseniz kombine biletler ile kalenin yanı sıra Fado Müzesi, Lizbon Müzesi gibi yerleri de görebilirsiniz. Ücreti 24 €.

Lizbon Sao Jorge Kalesi dıiardan görünüm

Museu Nacional do Azulejo

Alfama, Rua Augusta ve daha birçok yeri gezerken, binaların belli bölgelerinde veya tüm dış yüzeyinde seramikler göreceksiniz. Estetik amaçlı yapılmış gibi dursa da aslında izolasyon amacıyla kullanılmış bu seramikler. Tüm yüzeyi seramikle kaplı olan binaların yalıtımı oldukça iyi durumda. Airbnb ayarlarken böyle bir ev ayarlarsanız avantajını görürsünüz. Çünkü birçok evde klima yer almıyor.

Gelelim niye seramikten bahsettiğimize. Lizbon bunun için de bir müzeye sahip durumda. Yaklaşık 1 saatte gezebileceğiniz müze oldukça etkileyici. Seramik işte ne yapmış olabilirler diye düşünmeyin ve mutlaka ziyaret edin.

Lizbon Kilise
Photo credit: 10Best.com

LX Factory

1800’lü yılların sonunda LX Factory’nin şu an olduğu yerde bir fabrika varmış. Fabrika kapanmış ve yıllar sonra bir yatırımcı burayı bir kültürel alana çevirmiş. Şu an burada restoranlar, kafeler, mağazalar var. Akşam gidip takılmak için de oldukça güzel. Mutlaka konserveci Comur’u ziyaret edin. Ben böyle tatlı bir mağaza görmedim. Biz eve götürmek için konserve aldık buradan. Bir de Ler Devagar adlı kitapçıya mutlaka gidin. Dekorasyonu oldukça hoş. İngilizce kitaplar da mevcut. İçin de kafe de var. Oturup keyif yapabilirsiniz.

Lizbon comur konserve mağazasının içerden görünümü

Carmo Covent

Tarihi 12. yy’a dayanan Santa Maria do Carmo Kilise’si 1755’teki büyük depremde çok büyük hasar almış. Ancak bir kısmı ayakta kalabilmiş. İçindeki eserler müzede sergileniyor. Ayrıca kilisenin yıkılmadan önceki haliyle ilgili video gösterimleri var. Vaktiniz olursa burayı kesinlikle öneririz. Giriş 5 €. Lisbon Card ile ücretsiz.

Lizbon Carmo Covent içerden görünümü

Miradourolar

Lizbon’un yedi yepe üzerine kurulduğundan giriş kısmında bahsetmiştik. Bu şehri gezmek için bir dezavanaj ancak size sunduğu manzara açısından görsel bir şölen sunuyor. Miradouro’nun Türkçe’deki tam karşılığı seyir terası. Bundan Lizbon’da onlarca var. Miradouro tabelası gördüğünüzde bilin ki sizi güzel bir manzara bekliyor. Bizim gidip sevdiklerimiz: Miradouro da Senhora do Monte, Miradouro de Santa Luzia, Miradouro da Graça ve Miradouro das Portas do Sol.

Miradouro das Portas do Sol seyir terası

25 Nisan Köprüsü ve Devasa İsa Heykeli

Kırmızı renkli asma köprü 25 Nisan Köprüsü’nü San Francisco’daki Golden Gate Köprüsü’ne biz de benzettik evet. Rengi ve mimarisi çok benziyor. Yine bir Amerikan şirketi tarafından yapılmış ama Golden Gate değil Bay Köprüsü’nü yapan firma. Bu köprü Lizbon ile Almada’yı birbirine bağlıyor. Bazı miradourolarda karşınıza çıkıp, size bir selam çıkacak. Gün batımında da oldukça güzel gözüküyor.

İlk yapıldığında adı Salazar Köprüsü imiş. Fakat Salazar’ın diktatörlüğü 25 Nisan 1974’te yapılan darbe ile sona erince, devrimin anısın adı değiştirilmiş.

25 Nisan Köprüsü

Devasa İsa Anıtı

25 Nisan Köprüsü’nün Almada tarafında devasa bir İsa anıtı var (Bknz: Üstteki fotoğraf). Lizbon patriarkı Brezilya’yı ziyaret ettiğinde oradaki Kurtarıcı İsa heykelinden çok etkilenmiş. Sonrasında bu heykelin çok benzeri Almada’ya yapılmış. Nehir kenarındaki birçok yerden ve yine miradourolardan görme şansınız var.

Write A Comment

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.